İdrar Yolu Taşlarında Tedavi

İdrar yolu taşlarının tedavisi

Üriner taşların tedavisini belirleyen faktörler semptomların derecesine bağlıdır; Taşın büyüklüğü, konumu ve nedeni, üriner enfeksiyon ve tıkanıklığın varlığı veya yokluğu. İki ana tedavi seçeneği şunlardır:

  1. Konservatif tedavi
  2. Cerrahi tedavi

 

  1. Konservatif Tedavi

Çoğu böbrek taşı, semptomların başlamasından 3-6 hafta sonra kendiliğinden düşebilecek kadar küçüktür (çapı 5 mm’den azdır). Konservatif tedavinin amacı, semptomları gidermek ve cerrahi işlem olmaksızın taş çıkarmaya yardımcı olmaktır. Dayanılmaz ağrısı olan hastalarda böbrek taşının acil tedavisinde non-steroidal inflamatuvar ilaçların (NSAİİ’ler) veya opioidlerin intramusküler veya intravenöz uygulanmasını gerekebilir. Daha az şiddetli ağrı için oral ilaçlar genellikle yeterlidir.

 

Bol miktarda sıvı tüketimi

Ağrısı şiddetli olan hastalarda, sıvı alımının orta derecede olması ve aşırı olmaması gerekir; çünkü ağrıyı şiddetlendirebilir. Ancak ağrısız dönemlerde, bol miktarda sıvı tüketip bir günde 2 ile 3 litre su içilmelidir. Unutmayın ki, bira böbrek taşı olan bir hastaya terapötik bir madde değildir.

Şiddetli kolik ağrısı ve buna bağlı mide bulantısı, kusma ve ateş olan hastalarda, sıvı açığını düzeltmek için intravenöz salin infüzyonu gerekebilir. Hasta düşen taşı analiz için saklamalıdır. Düşen taşları toplamanın basit bir yolu, bir süzgeç (elek) ile idrar yapmaktır.

 

Diğer önlemler

Uygun idrar pH’sının korunması, özellikle ürik asit taşı olan hastalar için çok önemlidir. Kalsiyum kanal blokerleri ve alfa blokerleri, üreter spazmlarını inhibe eder ve üreter taşının geçişine izin vermek için üreterleri yeterince genişletir. Taş özellikle idrar mesanesine yakın bulunduğu zaman bu özellik yararlıdır. Bulantı, kusma ve idrar yolu enfeksiyonu gibi ilişkili problemleri tedavi edilmelidir. Tartışılan tüm genel ve özel koruyucu önlemler (diyet tavsiyesi, ilaç vb.) takip edilmelidir.

 

  1. Cerrahi Tedavi

Konservatif önlemler ile düzelmeyen böbrek taşları için farklı cerrahi tedaviler mevcuttur. En sık kullanılan cerrahi yöntemler, ekstrakorporal şok dalga litotripsi (ESWL), perkütan nefrolitotomi (PCNL) ve nadiren açık cerrahidir. Bu teknikler birbirine tamamlayıcıdır. Bu işlemler hasta için hangi yöntemin en iyi olduğuna karar veren üroloji uzmanı tarafınca yapılır.

 

İdrar yolunda taş olan hangi hastanın cerrahi tedaviye ihtiyacı var?

Küçük taşlı hastaların çoğunda konservatif yaklaşım ile etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak böbrek taşı aşağıdaki durumlarda cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir:

 

  • Tekrarlayan veya şiddetli ağrıya neden olan ve makul bir süre sonra geçmeyen ağrıya neden olan taşlar.
  • Kendi başlarına düşemeyecek kadar büyük taşlar (> 6 mm) cerrahi girişim gerektirebilir.
  • Büyük tıkanıklığa, idrar akışını engellemeye ve böbrek hasarına neden olan taşlar.
  • Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu veya kanama

Taşa bağlı tıkanıklığın tek böbrekte ya da her iki böbrekte yetmezliğe neden olduğu durumlarda hastalar hızlıca cerrahiye alınabilir.

 

  1. ESWL – Extra-korporal Şok Dalga Litotiripsi

ESWL veya şok dalga litotripsi, böbrek taşları için en güncel, etkili ve en sık kullanılan tedavi yöntemidir. Litotripsi, 1.5 cm’den daha küçük böbrek taşları veya üst üreter taşları için idealdir.

Litotripside litotriptör makinesinin ürettiği aşırı konsantre şok dalgaları veya ultrasonik dalgalar taşları parçalar. Taşlar küçük parçacıklara ayrılır ve idrar yolundan kolayca geçer. Litotripsi sonrası hastaya, taş parçacıklarını atabilmeleri için bolca sıvı içmeleri önerilir. Büyük bir taş litotripsi sonrası üreter tıkanması beklendiğinde tıkanmayı önlemek için üretere “stent” (özel yumuşak plastik tüp) yerleştirilir. Litotripsi genellikle güvenlidir. Litotripsi’nin muhtemel komplikasyonları hematüri, idrar yolu enfeksiyonu, eksik taş çıkarma (daha fazla seans gerektirebilir), eksik taş parçalanması (üriner sistem tıkanıklığına yol açabilir), böbrek hasarı ve kan basıncında bir yükselmedir.

 

Litotripsinin avantajları, hastaneye yatış, anestezi ve insizyon veya cerrahi gerektirmeyen güvenli bir yöntem olmasıdır. Bu yöntemde ağrı minimumdur ve her yaş grubundaki hastalar için uygundur.
Litotripsi, büyük taşlar ve obez hastalarda daha az etkilidir. Hamilelere ve ağır enfeksiyon, kontrolsüz hipertansiyon, üriner sistemde distal tıkanıklık ve kanama bozuklukları bulunan hastalarda litotripsi tavsiye edilmez.

Litotripsi sonrası düzenli takip, periyodik kontrol ve taş hastalıklarının tekrarına karşı önleyici tedbirlere sıkı sıkıya bağlı kalmak zorunludur.

 

  1. Perkutan Nefrolithotomi (PCNL)

Perkutan nefrolithotomi, veya PCNL, orta boy veya büyük (1.5 cm’den büyük) böbrek veya üreter taşlarının çıkarılması için etkili bir yöntemdir. PCNL, üreteroskopi veya litotripsi gibi diğer tedavi yöntemleri başarısız olduğunda en sık kullanılan seçenektir.

Bu işlemde, ürolog genel anestezi altında sırta bir kesi yapar ve görüntü netleştirici ya da sonografik kontrol altında deriden böbreğe uzanan bir kanal oluşturur. Aletlerin yerleştirilmesi için kanal genişletilir. Nefroskop denilen bir alet kullanarak, ürolog taşı bulur ve çıkarır (nefrolitotomi). Taş büyük olduğunda, yüksek frekanslı ses dalgaları kullanılarak taş parçalanır ve taş parçaları çıkarılır (nefrolitotripsi).

Genel olarak PCNL güvenlidir, ancak herhangi bir cerrahi tedavide olduğu gibi ortaya çıkabilecek bazı riskler ve komplikasyonlar vardır. PCNL’nin olası komplikasyonları kanama, enfeksiyon, kolon yaralanması, idrar kaçağı ve hidrotoraks gibi diğer karın organlarının yaralanmasıdır.

PCNL’nin en büyük avantajı sadece küçük bir insizyonun (yaklaşık bir santimetre) gerekli olmasıdır. Her çeşit taş için PCNL hastayı tek bir girişimle taştan kurtaran en etkili yöntemdir. PCNL ile hastanede kalış süresi kısadır ve iyileşme daha hızlıdır.

 

  1. Üreteroskopi (URS)

Üreteroskopi, orta ve alt üreterde bulunan taşların tedavisinde oldukça başarılı bir yöntemdir. Anestezi altında, ucunda ışık ve kamera olan ince fleksibl tüp (üreteroskop) üretradan mesaneye ve üretere doğru sokulur.

 

Taş üreteroskop ile görülür ve taşın büyüklüğüne ve üreterin çapına bağlı olarak taş parçalanabilir ve / veya çıkartılabilir. Üreterik taş küçükse, tutucu (grasper) tarafından kavranır ve çıkarılır. Taş tek parça halinde çıkarmak için fazla büyükse, pnömatik litotripsi kullanarak küçük parçalara ayrılabilir. Bu küçük taş parçaları idrara kendi başlarına geçerler. Hastalar normalde aynı gün taburcu edilir ve iki-üç gün içinde normal hayatlarına devam edebilirler.

 

URS’nin avantajları, sert taşların bile bu yöntemle kırılabilmesi ve kesinin gerekmemesidir. Gebeler, obez kişiler ve kanama bozuklukları olanlar için güvenlidir. URS genellikle güvenlidir, ancak herhangi bir prosedürde olduğu gibi, riskler de mevcuttur. URS’nin muhtemel komplikasyonları, idrarda kan, idrar yolu enfeksiyonu, üreterin delinmesi ve üreterin çapını daraltan (üreteral striktür) skar dokusu oluşumudur.

 

  1. Açık Ameliyat

Açık ameliyat, taş hastalığında beş ile yedi günlük hastaneye yatış gerektiren en invazif ve ağrılı tedavi şeklidir.

Yeni teknolojilerin gelişmesi sayesinde, açık ameliyat ihtiyacı büyük ölçüde azaltılmıştır. Günümüzde açık ameliyat sadece taş yükü fazla olan komplike vakalar gibi son derece nadir durumlarda kullanılmaktadır.

Açık ameliyatın en büyük yararı, çok sayıda, çok büyük veya sıra dışı taşların tek bir seferde tamamen çıkarılmasıdır. Açık cerrahi, özellikle imkanların sınırlı olduğu gelişmekte olan ülkeler için etkin ve uygun maliyetli bir tedavi yöntemidir.

 

Böbrek taşı olan bir hasta ne zaman doktora başvurmalıdır?

Böbrek taşı olan bir hasta şu durumlarda derhal bir doktora başvurmalıdır:

  • İlaç ile geçmeyen şiddetli karın ağrısı
  • Sıvı ve ilaç alımı ile geçmeyen şiddetli bulantı ve kusma
  • Ateş, titreme, karın ağrısı ile beraber idrar yaparken yanma
  • İdrarda kan olması
  • İdrar çıkışının olmaması
Yeni yazılardan haberiniz olsun isterseniz mail adresinizle abone olabilirsiniz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*